Yenidoğan özellikleri

Yenidoğan özellikleri

Doğum kilosu: Zamanında doğan bir bebek için doğum ağırlığı, 2.5-4 kg arasındadır. 2.5 kg altı, düşük doğum ağırlıklı, 4 kg üstü ise yüksek doğum ağırlıklı bebek olarak tanımlanır. Her iki grupta da bazı tıbbi problemlerin görülme ihtimali olduğundan, doktorunuz ve hemşireniz bebeğinizi takip edip, sizi bilgilendireceklerdir.

Doğum boyu: Sağlıklı bir yenidoğanın boyu, 50+/- 2 cm dir. Tabii genetik faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Yenidoğan, anne karnındaki pozisyonunu koruyacağı için sağlıklı bir ölçüm her zaman mümkün olmayabilir ve ilerleyen günler ya da haftalarda boy hakkında daha sağlıklı fikir elde edilir.

Baş çevresi: 4 cm üzerinde olması normaldir. Genetik faktörlere bağlı olarak baş çevresi de bebekten bebeğe farklılık gösterir. Ayrıca doğum sırasındaki ödemin gerilemesi nedeniyle ilerleyen günlerdeki ölçüm daha küçük çıkabilir. Yenidoğan başı göze farklı gelebilir, beklendiği gibi değildir. Simetrik ve çok düzgün bir şekli olmayabilir. Yüzde ezilmiş bir görüntü, yer yer morluklar vardır. Yapışkan, beyaz ve kremsi bir madde saçını, yüzünü ve kulaklarını kaplayabilir. (Bu, verniks denen, bebeği anne karnında koruyan özel bir maddedir ve doğum sonrasında da korumaya devam edecektir. Isı kaybını da önlediği için bebekler doğar doğmaz yıkanmamalıdır). Kafadaki asimetri kalıcı değildir. Ancak ilerleyen aylarda hep aynı tarafa yatırılan bebeklerde kalıcı kafa şekil bozuklukları gelişebileceği unutulmamalıdır. Erişkinle karşılaştırıldığında, bebek kafası oran olarak vücudun daha büyük bir kısmını oluşturur. O nedenle ısı kaybının büyük kısmı baş bölgesindedir. Doğum kanalında uğradığı basınç değişikliğine bağlı olarak kafa derisinde oluşan ödeme bağlı şişlikler olabilir ki, bunların düzelmesi altı haftayı bulabilir. Yenidoğan kafasında doğumda ön ve arkada olmak üzere iki adet bıngıldak (fontanel) bulunur.

Bıngıldak (fontanel): Bebek kafa kemikleri yenidoğanda tek parça değildir. Kemikler arasında daha sonra karşı karşıya gelerek kapanacak olan sütur adi verilen boşluklar vardır. Bu süturların kesişme noktasındaki boşluklar bıngıldakları oluşturur. Bebek doğduğunda, eşkenar dörtgen şeklindeki ön bıngıldak ve üçgen şeklindeki arka bıngıldak açıktır. Doğumda arka bıngıldak kapalı olabilir ve genellikle doğumdan sonra sekiz hafta içinde kapanır. Ön bıngıldağın kapanması ortalama 9-18’inci aylar arasında olacaktır. Bazı sağlıklı bebeklerde üç ay kadar erken kapanabilir. Unutmayın, fontanelin erken kapanması D vitaminini kesmeyi gerektiren bir durum değildir. Bazı çocuklarda bu süre 24 aya kadar uzayabilir. Ön bıngıldak daha büyüktür ve sağlam bir zarla korunmaktadır. Bebek bakımı sırasında zarar görme ihtimali yoktur. Bıngıldakta nabız atışı görülebilir, bu tamamen normaldir. Bıngıldak ve süturların erken kapanması durumunda kafa küçük kalabilir ve bazı kafa şekil bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu durum, çocuk hekiminin gözünden kaçmayacaktır.

Gözler: Çoğu bebek gri gözlerle doğar. Doğum kanalına giren bebekte, buradaki basınç değişikliklerine bağlı olarak gözün beyaz kısımlarında çizgi şeklinde ya da noktasal kanlanma olması normaldir. Göz rengi 6-9’uncu aylarda oturacaktır. Bebeklerde ilk bir ayda gözyaşı yoktur, gözyaşının eşlik ettiği ağlama birinci aydan sonra başlayacaktır. Gözlerde şaşılık olması üçüncü ayın sonuna kadar normaldir. Daha ileri aylardaki şaşılık durumunda mutlaka göz doktorunun kontrolü gerekir. Bazı bebeklerde doğuştan ‘gözyaşı kanal tıkanıklığı’ olur, tek ya da iki taraflı görülebilir. Tıkanık tarafta gözyaşının birikmesi ve burada mikrop üremesi sonucu çapaklanma gözlenir. Antibiyotikli göz damlasıyla birlikte tıkalı kanala masaj yapmak gerekecektir. Bu uygulamayı hekiminiz size öğretecektir.

Saçlar: Bebekler saçlı ya da saçsız doğabilir. Doğumdaki saç rengi gelecekteki saç rengi hakkında fikir vermez. Doğumdan sonra vücuttaki diğer kıllar gibi saçlar da az ya da çok dökülürken, bir yandan yenileri çıkacaktır. Saçta konak görülmesi normaldir. Konak: Yenidoğanın cildindeki üretim ve yıkımının hızlı olmasına bağlı, kalın kepek tabakasıdır ve tamamen normaldir. Bazı bebeklerde kaşlar arasında, kulak sayvanı içinde ve kulak arkasında kepeklenme eşlik edebilir (Yenidoğanın seboreik dermatiti). Yarım çay bardağı zeytinyağı içine, 1 çay kaşığı karbonat ile hazırlanan çözeltinin banyo öncesi saçlı deriye yedirilip, nazikçe fırçalanması yeterlidir.

Kulaklar: Dış kulak yolunda sebum denen, kulağın doğal yolla temizlenmesini sağlayan yağlı bir madde üretilir. Dış kulak yolunun bizim tarafımızdan temizlenmesi gereksiz ve sakıncalıdır. Sadece kulak sayvanının kıvrımları nazikçe temizlenebilir.

Ağız: Yenidoğanda dilaltı bağı kısadır ancak müdahale gerektirecek kısalıkta dil bağı çok nadir bir durumdur. Bebek emme güçlüğü yaşamadığı takdirde, kısa dil bağına müdahale gereksizdir. Sadece anne sütü ile beslenen bebekte, dildeki beyaz görüntü normaldir. Pamukçuk demek için dilde kalın beyaz bir tabaka ve bazen kızarıklık, bununla birlikte dudak ve yanak iç yüzeyinde zar şeklinde, beyaz, mukozaya yapışık bir katman olmalıdır. Pamukçuk durumunda hekiminiz mantara karşı size ilaç verecektir, bu arada karbonatlı su ile ağız bakımı yapabilirsiniz. Bazı bebekler çok kuvvetli emer, öyle ki kendi dudaklarını da ödemlendirebilir. Genellikle üst dudakta, bu ödeme bağlı kabarcık normaldir. Ağlarken küçük dile yakın bölgede küçük beyaz inci gibi görünen kistik oluşumlar yine yenidoğanlara özgü normal yapılardır ve aylar içinde kendiliğinden geçer. Dişli doğan bebekler çok sık rastlanan bir durum değildir ama 2-3 bin doğumda bir görülebilir. Eğer gevşek bir diş söz konusu ise mutlaka bebek taburcu olmadan çıkarılması gerekir.

Memeler: Yenidoğan erkek ve kızlarda anneden geçen hormonların uyarısına bağlı olarak meme büyümesi normaldir, süt geldiği de gözlenebilir. Bu durum aylar içerisinde kendiliğinden geriler. Gerçek meme dokusuna bağlı bu şişliklerin masaj yapılması, ezilmesi çok sakıncalı olup, iltihaplanmaya yol açabilir.

Göbek: Bebeklerde göbek kuru tutulmalıdır ve göbek düşene kadar banyo yaptırılmaması daha uygundur. Özel bir göbek bakIm solüsyonu kullanılmaması daha sağlıklıdır. Göbek düştükten sonra bebeğin giysisinde kan lekesi görmeniz panik gerektirmez. Açık bir yara vardır ve kanamayı engellemek için bütün bebeklere doğumda K vitamini enjeksiyonu yapılmıştır. Göbek düştükten sonra burada iyileşme reaksiyonu başlar, nadiren nemli, abartılı bir iyileşme dokusu gelişir ve akıntıya yol açabilir. ‘Göbek granülomu’ denen bu durum, çocuk hekiminiz tarafından basit bir müdahale ile çözüme kavuşacaktır, endişe etmeyin.

Genital organlar: Erkek bebeklerde doğumda testislerin torbada (skrotum) olması gerekir. Skrotum ısıya çok duyarlıdır, bazen büzüşür bazen de sarkık durur. Skrotum içinde testisler genellikle ayni hizada değildir. Testisler etrafında az ya da çok sıvı varlığı dikkatinizi çekebilir, bebeğe zararı yoktur. Kız dış cinsel organı başlıca labium denen büyük ve küçük dudaklar, klitoris, vajina ağzı ve idrar yaptığı delikten ibarettir. Vajinal kanama ve beyaz kremsi bir akıntı anneden geçen cinsiyet hormonlarına bağlıdır, tamamen normaldir. Bebeklerin cinsel organlarının rengi de çok farklılık gösterir, esmer erişkin olacak bebeklerin cinsel mukozaları ve erkeklerde skrotum koyu renkli olabilir.

Cilt: Yenidoğanlar gözümüze çok kırmızı görünür. Bunun nedeni, cildinin çok ince ve kanın kırmızı hücrelerinin yaşamın diğer dönemlerine göre sayıca çok daha fazla olmasıdır. Bebekler uçları iyi ısıtamaz, buna bağlı olarak eller, ayaklar ve burun gibi uç noktalar diğer vücut bölümlerine göre daha soğuktur. Bu, üşüdüğü anlamına gelmez. Yenidoğanın ilk saatlerde el ve ayakları mor olabilir, kan dolaşımı henüz çok düzenli değildir. Bebeğiniz ne kadar erken doğduysa, vücudu o derece tüylerle kaplıdır. Alnında ve kulaklarında tüyler olması normaldir ve bunlar haftalar, aylar içinde dökülecektir. Bu konuda genetik özellikler de önem taşır. Yüzünde, özellikle burun çevresinde çok sayıda küçük beyaz noktacıklar bulunur. ‘Milia’ denen bu küçük kesecikler, haftalar içinde kendiliğinden kaybolur. Bebeklerin yüzde 40-50’sinde görülür. Yüzdeki yağ bezlerinin kanallarının tıkanmasına bağlı gelişen, zararsız kistlerdir. Ailelerin en çok dikkatini çeken ve bazen korkmalarına yol açan, tek tek başlayıp daha sonra sayıları artan ‘toksik eritem’ denen kırmızı kabarcıklardır. Tamamen yenidoğana özgü, zararsız döküntülerdir 2-3’üncü günlerde başlar ve 2-3 haftada kaybolur.

Kuyruk sokumu: Bazı bebeklerin kuyruk sokumunda yenidoğan özelliklerinden dolayı gri-mor renkli, bazen büyük bazen de küçük pigmente alanlar görülebilir. Parça parça sırtın üst kısımlarında ve uylukta da aynı lekenin uzantıları olabilir. Özellikle Asyalılarda görüldüğü için ‘Mongol lekesi’ olarak adlandırılır. Sağlık açısından hiçbir önemi yoktur. 1.5-2 yaş civarında kaybolacaktır. Saçlı deride, özellikle de ensede, göz kapaklarında ve burun çevresinde kabarık olmayan kılcal damar yumaklarına bağlı ‘gül lekesi’ denen izler ortaya çıkabilir. Tamamen zararsızdır ve zamanla kendiliğinden geçer. Vücutta pigment üreten hücre birikimlerine bağlı ‘kahverengi lekeler’ ya da pigment üretilememesine bağlı ‘beyaz lekeler’ görülebilir. Bunlar da sayıları az, küçük ve çok yaygın dağılım göstermiyorsa masumdur. İlk 48 saatte bebeğinizin cildine bası uyguladığınızda beyaz renk görmeniz gerekir. İlk 48 saat içinde sarılık, beklenen fizyolojik bir durum değildir. Fizyolojik sarılık ikinci günden sonra başlar. Bebeklerin terleme yetenekleri iyi değildir, henüz ter bezi kanalları tam açık değildir. Aşırı sıcağa maruz bırakılan bebeklerin ter bezlerinin aşırı çalışması ,boşalamayan bu bezlerde genişlemeye yol açacaktır. Bu küçük, içi sıvı dolu keseciklere isilik denir. Ortamın çok sıcak olduğunu ya da bebeğin aşırı giydirildiğini gösteren bir uyarıdır.