Lohusalık döneminde annenin de ilgiye ihtiyacı var

Lohusalık döneminde annenin de ilgiye ihtiyacı var

Lohusalık anneyi korkutabilir

Bir annenin doğumun hemen sonrasında hem fiziksel hem de ruhsal açıdan ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşadığı altı haftalık dönem, lohusalık olarak tanımlanmaktadır. Halk arasında çok uzun yıllardır kullanılan ‘bebeğin 40’ının çıkması’ deyimi de aslında bu süreyi anlatıyor. Burada yanlış bilgiyi de hemen düzeltelim… Zira lohusalık, annede hamilelik boyunca var olan değişikliklerin eski haline yani gebelik öncesi durumuna dönmesi için geçen sürece denmektedir.

Günümüzde normal doğumdan sonra bir gün, sezaryenden sonra ise iki gün hastanede kalmak yeterlidir. Doğum sonrası eve dönen anne, doğum şekli ne olursa olsun mümkün olduğunca dinlenmelidir. Ancak bu dinlenme, sürekli yatak istirahati şeklinde değildir. Ev içerisinde dolaşmak, basit ev işleri yapmak hem kişinin kendine olan güvenini artırır hem de kan dolaşımını destekler.

Yaklaşık dokuz ay boyunca içinde yaşattığı bebeğini kucağına alıp, evine dönen anne, bakıma muhtaç miniği en iyi şekilde büyütebilmek için elinden geleni yapmaya çalışırken, diğer taraftan kendisinin de hem sosyal hem de fiziksel yönden bakıma ihtiyaç duyduğunu bilmelidir. Gebelik takibi süresince, özellikle son kontrollerde bu hassas dönemle ilgili bilgi verilmesi anneyi bilinçlendirir. Bebekte doğum sonrası emme problemleri yaşanması, bazen ağlaması, poposunda pişik olması gibi sık görülen sorunların çözümü olduğu anneye anlatılmalı, gereğinde yardım edilmelidir. Böylece bazen depresyona bile yol açan bu dönemin keyifli bir şekilde geçirilmesi sağlanabilir.

Bebek uyurken siz de uyuyun

Hamileliğinin son günlerini daha çok dinlenerek geçiren bir anne için doğumdan itibaren çok yoğun bir tempo başlıyor. Bebeğine en iyi bakımı vermek isteyen anne, aynı zamanda evinin işlerine de yetişmek isterse daha da yorgun düşüyor. Bu dönemde aile büyüklerinden ve arkadaşlardan yardım talep etmek gerekiyor. Ayrıca bebeğin uyuduğu saatlerde annenin de uyuması öneriliyor.

Hamilelik boyunca duygusal dalgalanmalar yaşanması ne kadar normal ise, doğum sonrası da bu tip dalgalanmalar yaşamak o kadar normaldir. Ağlamayan lohusa neredeyse yoktur. ‘Acaba bebeğim iyi mi?, ‘Doğru emziriyor muyum, doyuyor mu?’, ‘Her şey yolunda mı?’ gibi binlerce sorunuz var ve hiçbirisine kesin cevap veremiyorsunuz… Endişe ve yorgunluk birleşince, böyle hissetmek gayet normaldir. Çok farklı duygusal dalgalanmalar yaşayabilirsiniz ama merak etmeyin hepsi geçici. Mutlaka hissettiklerinizi eşinizle samimi olarak paylaşın. Eğer işin içinden çıkamadığınızı düşünüyorsanız doğum doktorunuza, çocuk doktorunuza haber verin. Gerek durumlarda, psikolojik danışmalık almaktan çekinmeyin. Bunda utanacak bir şey yok, bir çok kadının başına geliyor. İnanın, tamamen normalsiniz.

Aynı uçakta yapılan anons gibi, ‘Kabin basıncı düşünce; açılan oksijen maskelerinden ilk önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takmalısınız’… Hatırladınız mı bu uyarıyı? İşte burada da tam bunu yapmalısınız. İlk önce siz iyi olacaksınız. Destek alın, mutlaka dinlenin ve uyuyun. Aralarda kısacık da olsa, kendinize birazcık zaman ayırın.
Merak etmeyin, zamanla her şey iyiye doğru gidecek, bebeğiniz iyi uyumaya başlayacak. Kilonuz ve formunuz da eski haline gelecek. Cinsel hayatınız tekrar başlayacak. Hayat devam edecek ve düzene girecek. Anneliği çok seveceksiniz…