Gebelikte ve doğum sonrası cinsellik nasıl olmalı?

Gebelikte ve doğum sonrası cinsellik nasıl olmalı?

Gebelikte ve doğum sonrası dönemde cinsellik ile ilgili merak edilen pek çok konu var. Aslında bu süreçte, cinsel sorunların da daha fazla yaşandığını söylemek mümkün.

Anne adayının vücudunda birçok değişiklik oluyor. Fiziksel olarak gebeliğin kendisiyle ilgili durumların dışında, kadın aynı zamanda psikolojik açıdan da bilinçli veya bilinç dışı olarak gebelik ve anneliğin yanı sıra cinsel hayata dair endişe ve kaygılar taşıyabiliyor. Üstelik bu kaygılar tek taraflı olmayabiliyor. Eşi hamile olan erkekte de cinsellikle ilgili kafa karışıklıkları görülüyor.

Araştırmalar ne diyor?

Cinsel hayat gebelikte, gebelik dışı döneme göre farklılıklar gösterebilir. Hatta gebeliğin haftalarına göre de değişebilir. Elbette bütün kadınları ve gebelikleri yaşadıkları cinsel deneyimleri konusunda aynı kategoride sınıflandırmak doğru olmaz. Çünkü gebelikten bağımsız olarak kadının ruh sağlığında önceden var olan bir sorun gebelikteki psikolojisini farklı etkileyebilir.

Araştırmalara göre, hamilelikte kadınların yüzde 70’inde cinsel ilişki sıklığında azalma görülüyor. Bunun çeşitli nedenleri var. Genellikle 1. trimestr dediğimiz ilk üç ayda ciddi bulantı olması, göğüslerde duyarlılık, duygusal dalgalanmalar, halsizlik, uyku değişimleri, düşük endişesi veya düşük tehdidi durumları stres yol açıyor. Stres cinsel zevkin yaşanmasının önündeki en büyük engeldir. Stresle birlikte kadında libido dediğimiz cinsel istekte azalma  ortaya çıkabilir.Libido azalması ile birlikte de vajinal kuruluk meydana gelir ve cinsel yanıt döngüsü olması gerektiği gibi tamamlanamaz.

Trimestr dönemlerinde cinsel yaşam

2. Trimestr dediğimiz ikinci üç aylık dönemde, kadın kendini biraz daha iyi hissetmeye başlar. Gebelik durumuna alışmış, psikolojik olarak biraz daha rahatlamıştır. Sağlıklı devam eden gebelikte, bu dönemde cinsel ilişki sıklığında artma gözlenir. Bunun sebebi, cinsel organlara giden kan akımının, vajina çevresindeki kanlanmanın artmasıdır. Bu durum uyarılmayı, vajinal ıslanmanın daha iyi olmasını ve kadının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar. Orgazm sıklığı ve orgazma ulaşabilme süresi kısalır.

3.Trimestrde ise vücut ve hareketler biraz daha ağırlaşmış, bebek büyümüş, hareketleri çok belirginleşmiştir. Son haftalara doğru ödemin artması ve uykusuzlukla birlikte annede yorgunluk öne çıkar. Gebeliğin başından beri hissedilen bebeğe zarar verme korkusuna ilave olarak doğumun tetikleneceği korkusuyla birlikte yine cinsel ilişki sıklığı azalır. Uygun pozisyonu bulma konusunda zorluk yaşanabilir.

Ne zaman dikkat etmeli?

Genel olarak sağlıklı bir gebelikte cinsel ilişki güvenlidir, devam edebilir. Ancak herhangi bir nedenle oluşan kanama, düşük ve erken doğum tehdidi, plasentanın rahim ağzına yerleştiği plasenta previa durumları ve amniyon zarının yırtılıp bebeğin suyunun geldiği durumlarda cinsel ilişki önerilmez. Önemli bir bilgi de, çoğul gebeliklerde, rahim ağzı yetersizliklerinde ve daha önce düşük ve erken doğum yapmış kişilerde cinsel ilişkinin olumsuz etkisinin gösterilmemiş olduğudur.

Bu gibi durumlarda psikolojik etkilerinden dolayı kişiler cinsel ilişkide bulunmamayı tercih edebilir veya doktorları birlikteliği önermeyebilir.  Gebelikte cinsel birlikteliğin bağlantısının gösterildiği tek durum, enfeksiyondur. Normal dışı bir vajinal akıntının varlığında ve idrar yolu enfeksiyon belirtisinde gereken tedavi ve tedbirler alınmalıdır.

2-3’üncü Trimestr dönemlerinde büyümüş olan bebek nedeniyle karna bası yapmayacak pozisyonların seçilmesi daha uygundur.

Doğum Sonrası Dönemde Cinsel Hayat

Doğum sonrası dönemde ise yine  fizyolojik ve hormonal değişiklikler cinsel hayatı etkiler. Genel olarak lohusalık denilen doğum sonrası altı haftalık dönemde hem vajinal doğum hem de sezaryen sonrası cinsel ilişki önerilmez. Bu dönem sezaryen alanının, vajinal yırtıkların veya epizyotominin iyileştiği, vücudun memeler dışında gebelik öncesi durumuna geri döndüğü, sıklıkla vajinal kanamanın yaşandığı bir süreçtir.

Normal cinsel yaşama geçiş

Normal cinsel yaşama dönüş, altıncı haftadan sonra yaklaşık 3-6 ay kadar sürebilir. Cinsel isteğin azalması, vajinal kuruluk, ağrılı cinsel birleşme ve orgazmın olmaması gibi sorunlar yaşanabilir. Kilo alan ve vücut algısı değişen kadın, kendini daha az çekici hissedebilir. Emzirme döneminde  yüksek prolaktin düzeği cinsel isteği azaltır. Yine bu dönemde östrojen düzeyindeki rölatif düşme vajinal kurulukla birlikte hassasiyete ve ağrılı cinsel birleşmeye sebep olabilir. Yorgunluk ve uykusuzluk da cinsel ilişki sıklığının azalmasında çok önemli faktörlerdir.

Kadının cinsel uyarılması, bedensel uyarılmadan ziyade zihinsel yoldan geçer. Yorgun, uykusuz, vücudu ve bebeğiyle ilgili endişe içinde olan bir kadın cinsel istek duyamaz. Babanın bu süreçte hem ev işleri hem de bebeğin bakımıyla ilgili anneye yardım etmesi  önem kazanır. İyi bir iletişimin sağlanması, kadının vücuduyla ilgili olumsuz düşünceleri yok etmesi açısından eşinin desteği çok önemlidir.

Hamile kalma korkusu yaşanabilir

Bazen doktor izin verse  bile “Acaba enfeksiyon olabilir mi?”, “Cinsel ilişki için yeterince iyileşmemiş olabilir miyim?”, “Ya tekrar hamile kalırsam?” ve Nasıl korunacağım?’’ gibi düşünceler kadının cinsel hayata başlamasını ve sürdürmesini zorlaştırabilir. Bu endişeler doğum sonrası yapılan doktor kontrolünde konuşulmalıdır.

Gebelik döneminde ve sonrasında, anne ve baba adayları cinselliğin birleşmeden ibaret olmadığını bilmelidir. Riskli durumlarda dokunmak, sarılmak, öpüşmek gibi  fiziksel yakınlaşmaları kesmemek, elle uyarma, sürtünme  veya oral yolla uyarma yöntemlerinin kullanılması eşler arasındaki duygusal ve cinsel bağı korumak için gereklidir.